• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/DenizliAGD?ref=hl
  • https://twitter.com/DenizliAgd
Custom Search
Kasım Ceylan Arslan
denizliagd@hotmail.com
Görünmeyenler Tarafından Yönetilen Dünya
17/04/2013

Egemenler Hükmedenler Yönetenler ve Dominantlar gibi terimlerin anlamlarını, üzerinde taşıyanlar toplum tarafından görünüp bilinmezler. İnsanlar sadece ekranın önündeki hizmet edenleri görür. İnsanoğlu empati yapma özelliğini kaybedip, kullanılan terimleri yerli yerine oturtamadığından hizmet edenle ettireni hep karıştırır. Genelde hizmet edeni, yaptığı hizmetin kararını kendisinin verdiğini zanneder. Yapılacak olan hizmetin eylem kararının, ekranın dışındaki senarist ve yönetmen tarafından verildiğini bir anda kavrayamaz. Eylem doğru da olsa eğri de olsa zaafiyet ve cefa bedelini hep ekranda görünenler öder. Sefa bedelini ise ekranda görünmeyenler çeker Onun için izahını çalışacağımız görünmeyen egemen sistemi, ancak (özellikle zeki demiyorum) akıllı ve üstün akıllı insanlar çözer. Çünkü dünyadaki mevcut maddi ve sosyal düzen hiyerarşik yapılanma sistemi üzerine kurulmuştur. O nedenle egemenler görünmeden yönetirler. Bir çağımızdan, bir de tarihimizden örnek vererek savımızı (tezimizi) delillendirirsek konumuz daha net ve somut olarak anlaşılır.

Bilindiği gibi Türk toplumu genel olarak film artisti rahmetli Kemal Sunal'ı çok iyi tanır. Ülkemizde Kemal Sunal'ın sinema ve tiyatro kültürüne (bakış açısına göre) iyi veya yanlış yönde birçok katkıları olmuştur. Hatta mizah dendiğinde bizim ve bizden sonraki kuşakta ilk akla o gelir. Halkımız rahmetli Kemal Sunal'ın fimlerini zevkle izler ve seyreder, hiçbir itirazda bulunmaz. Ama bu filmlerin çoğunun konusunun, yine hepimizin bildiği (genelde insanların fikirlerine şiddetle karşı çıktığı) Aziz Nesin'in kitaplarından esinlenerek senaryonun yazıldığını bilmez, görmez ve anlamak istemez.

Yine genel anlamda Türk vatandaşları olarak hepimiz İslam Dini'ni benimsemişizdir. Bu dinin Allah tarafından ikame edildiğini, Rasülü Hz. Muhammed (sav) tarafından uygulanıp bizlere örnek teşkil ettirildiğini biliriz ve öyle inanırız. Hatta Allah'ın görülmediğini ve bu dünyada görülemeyeceğini, sadece O'nu, O'nun sıfat ve vasıflarından Esmaül Hüsna'sının âleme ve yeryüzüne tecellisinden anlayabileceğimizi de biliriz. Kainatın ve bu dünyadaki sosyal düzenin de O'nun bilgisi ve iradesi dahilinde işlediğine (kadere) de inanırız. Fakat yeryüzündeki sosyal olaylara bakış açımızda inandığımızın tersine hep önde görülenleri överiz veya suçlarız. Nasıl ki Peygamberimiz(sav) bizler gibi görünen somut bir insan olduğu halde, O'ndan sadır olan emirleri, yasakları vs. idare hususunda O'nun arkasındaki egemen ve hükmedici olan Yüce Allah'ı göremiyorsak, bunun gibi hiyerarşik yapı içersinde gerçek olarak insanları idare eden şeytanın lider olduğu egemen ve hükmedenleri göremeyiz ve bilemeyiz. (İblisi, şeytan yapan bu vasfıdır zaten) Peki bunları hiç mi bilemeyiz? Elbette biliriz. Ama bunun için akıl ve feraset hem de mümin olmak gerekir. Bu hususta akıl ve feraset sahibi olmayanlar hiyerarşik yapı içersinde amirlerin bildiğini ve gördüğünü, memurlar ne kadar biliyor ve görüyorsa onlar da o kadar bilir ve idrak edebilir. Bu sebeple, bilmeden anlamadan her şeyin arkasına düşüp ileri geri konuşmamalıyız. Otuz üç katlı bir gökdelende oturan insanlar gibi düşünüp kendi katımızdaki sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. İnsanlara hükmedip yönlendirenlerin yine hiyerarşik yapı içersinde son katlarda oturduklarını otuzuncu katın altında oturanların onları göremeyeceklerinden gökdelenin nasıl idare edildiğini bilemeyeceklerini, bu dünya gökdeleninin katlarının birbirinden bağımsız olamayacağı fikir ve düşüncesini hiç aklımızdan çıkarmamalıyız.

İşte dikkat çekmek istediğim (hakikat değil) gerçek yapı şekli budur. Yanlışlık ise insanların olayları algılayış biçiminde (tarzında) ve egemenlerin yani sonuncu katta oturanların yahut görünmeyen hükmedicilerin gerilerde perdenin arkasında oluşunda. Bu görünmeyen güç kendilerini (insanı) merkez kabul edip ona göre dünyaya yön verirlerse, -ki bugün bu anlayıştadırlar- zalimane, Allah'ı merkez kabul edip O'na inanarak dünyaya yön vermeye çalışırlarsa insanları adilane –ki İslam adilane bir yönetim şeklini benimser- idare ederler. İnşallah bu günler de yakındır.

Herkesin anlaması için olayı biraz daha somut hale getirmek gerekirse: Bu gün dünyayı yönetim bakımından irili ufaklı ikiyüz altı daire (devlet) 33 katlı (bölge) ve piramit şeklinde bir gökdelenden müteşekkil olduğunu düşünürsek, - ki dünya, ikinci dünya savaşından sonra piramidi andıran küresel bir gökdelen olmuştur- Bir devletin bu gün yirmi beşinci katta olduğunu farzedeleim. Bu ülkenin kendi bulunduğu katta (bölgede) yapacağı bir değişim faaliyeti gökdelenin (piramidin diğer katlarını da etkileyeceğinden, dünyadan bağımsız ve dünya gökdelen egemenlerinden izinsiz bir değişiklik otuz ikinci kata çıkmadan (veya gökdelen yönetimini bölmeden) yapamaz ve yapmamalıdır. Bu kural, bütün dünya devletleri için geçerlidir.

Çünkü ara katlarda yapılan kolon (sınır) değişikliği sedece kendi katını ve dairesini değil bütün gökdeleni (Piramidi) ilgilendirir. Peki hiç mi izin almadan bu katlardaki oturanlar özgür olarak kendi dairelerinde veya katlarında değişiklik yapamaz diye sorulduğunda ise şu cevap verilebilir. Bu değişikliğin izinsiz ve bilgilendirmeden bağımsız olarak yapılması sadece, en son 33. kattaki oturanlarla, onun altında 32. katta oturanlardan başlayıp, sırasıyla en alt katla (veya yönetim egemenlerinin bölünmesiyle) yapılabilir. Çünkü hiyerarşik düzen bunu gerektirir. Bunlar da en büyükten en en küçüğe doğru sıralanan, yani siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik gücü ellerinde bulunduran devletlerdir. Bunun dışında Allah, kuralını dileyip değiştirmek istemedikçe, yeryüzünde devlet olarak bağımsız ve özgür hareket edilmesi herkes birbirine bağımlı olduğundan mümkün değildir. Mümkündür tezini savunanlar, bırakın Otuz üçüncü kattaki oturanları görmeyi, bilmeyi ve anlamayı, kendi katındaki komşularını bile ziyaret etmeyip kendilerine gösterilenle ve bildirilenle fikir yürütüp hamaset yapanlardır. Yine en iyi ve doğrusunu Allah bilir. *



1505 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ALLAH'IN RAHMETİNE ÜMİT ETMEK - 23/12/2015
ALLAH'IN RAHMETİNE ÜMİT ETMEK
Allah Dilemeyince Siz Dileyemezsiniz. - 04/03/2014
Allah Dilemeyince Siz Dileyemezsiniz.
Batı ve İslam Medeniyeti - 27/12/2013
Batı ve İslam Medeniyeti
BİDAT-İ HASENELERİN, BİDAT-İ SEYYİE'YE (Hurafe'ye) DÖNÜŞMESİ - 21/11/2013
BİDAT-İ HASENELERİN, BİDAT-İ SEYYİE'YE (Hurafe'ye) DÖNÜŞMESİ
GEZİ OLAYLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ - 03/10/2013
GEZİ OLAYLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
OKUMA, BİLGİLENME ve YAPILANMA METODU: 2 - 16/07/2013
OKUMA, BİLGİLENME ve YAPILANMA METODU: 2
OKUMA, BİLGİLENME ve YAPILANMA METODU: 1 - 16/05/2013
OKUMA, BİLGİLENME ve YAPILANMA METODU: 1
COCO COLA GERÇEĞİ - 11/03/2013
COCO COLA GERÇEĞİ
ZEKAT NEDİR KİMLERE VERİLİR VE KİMLERDEN ALINIR ? - 31/01/2013
ZEKAT NEDİR KİMLERE VERİLİR VE KİMLERDEN ALINIR ?
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam21
Toplam Ziyaret99782
Üyelik Girişi
HADİSi ŞERİF
Peygamber Efendimize (sav),en temiz kazancın ne olduğu sorulduğunda:"Kişinin kendi elinin emeği,bir de dürüst ticaretin kazancı"buyurmuştur.
TAZİYE

"İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Raciûn

----------------------
Anadolu Gençlik Derneği Denizli Şubesi Yönetim Kurulu  Üyesi  ALİ ÇIRAK'IN DEDESİ Hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz.

BİR FM

ÖZLÜ SÖZ

Genç,inancı ve idealleri uğruna fedakarlık yapabilendir.

MİLKO